GİRİŞ
Yunanistan dış politikası, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde özellikle Doğu Akdeniz bağlamında çok yönlü ittifaklar inşa etme stratejisi ile dikkat çekmektedir. Bu stratejide, İsrail ile geliştirilen derin ortaklık kadar, Arap dünyasıyla kurulan geleneksel diplomatik bağlar da önemli yer tutmaktadır.
Bu makale, Yunanistan’ın İsrail ve Arap ülkeleri ile olan ilişkilerini tarihsel bağlamda ele alarak, son dönemde yaşanan stratejik dönüşümleri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Özellikle enerji diplomasisi, askeri iş birlikleri ve bölgesel güvenlik paradigması çerçevesinde, bu ilişkilerin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki pozisyonu ile nasıl kesiştiği değerlendirilecektir.
YUNANİSTAN–İSRAİL İLİŞKİLERİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ
2.1. Soğuk Savaş Dönemi: Mesafeli İlişkiler (1948–1990)
Yunanistan, İsrail’i 1949 yılında tanımış olsa da, uzun süre Filistin davasına destek veren Arap dünyasıyla olan ilişkilerini koruma amacıyla İsrail’e mesafeli bir tutum sergilemiştir. Bu dönemde Atina, özellikle Mısır, Suriye ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile olan temaslarını ön planda tutmuştur.
Bu tercihin temelinde hem Arap dünyasıyla olan ekonomik çıkarlar, hem de iç kamuoyunda Filistin yanlısı sol tandanslı siyasi kültür etkili olmuştur.
2.2. 1990 Sonrası Yakınlaşma: Değişen Stratejik Öncelikler
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte Yunanistan-İsrail ilişkilerinde belirgin bir yakınlaşma başlamıştır. 1990’lı yılların ortalarından itibaren askeri iş birlikleri, ticaret hacmi ve istihbarat koordinasyonu gibi alanlarda önemli adımlar atılmıştır.
Ancak bu yakınlaşmanın asıl ivmesini kazandığı dönem, 2010 sonrası Türkiye–İsrail ilişkilerinin bozulmasıdır. 2010’daki Mavi Marmara krizi sonrası İsrail, bölgede alternatif müttefik arayışına girmiş; Yunanistan da bu boşluğu doldurmak üzere devreye girmiştir.
2.3. 2010–2020: Stratejik Ortaklık Aşaması

Bu dönemde:
- Üçlü İşbirliği Mekanizmaları (Yunanistan–GKRY–İsrail) kurumsallaşmıştır.
- EastMed doğalgaz hattı planı ile enerji güvenliği iş birliği öne çıkmıştır.
- Ortak askeri tatbikatlar (“Noble Dina”, “Iniochos”) artırılmıştır.
Bu bağlamda Yunanistan-İsrail ilişkileri yalnızca ikili düzlemde değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisi kapsamında da ele alınmaya başlanmıştır.
YUNANİSTAN–ARAP DÜNYASI İLİŞKİLERİ
3.1. Bağlantısızlar ve Araplarla Dayanışma (1950–1970)
Yunanistan, 1950’lerden itibaren özellikle Nasırcı Mısır ile yakın ilişkilere yönelmiştir. Bu süreçte Atina yönetimi, Arap dünyasının Batı karşıtı duruşuna rağmen, uyumlu ve dostane bir diplomasi izlemeyi başarmıştır. 1967 Arap-İsrail savaşında dahi Yunanistan, İsrail’e doğrudan destek vermekten kaçınarak tarafsız kalmıştır.
3.2. 1973 Petrol Krizi Sonrası Dönem: Ekonomik Bağımlılık ve Siyasi Denge
1973 Yom Kippur Savaşı sonrası yaşanan petrol krizi, Yunanistan’ın Arap ülkeleriyle olan ilişkilerini ekonomik bir zorunluluk haline getirmiştir. Özellikle Suudi Arabistan, Libya ve Irak gibi ülkelerle ticaret, enerji ve inşaat sektörlerinde iş birlikleri artmıştır.
3.3. Filistin Meselesi ve Yunanistan’ın Tutumu
Yunanistan, özellikle 1981’de iktidara gelen PASOK lideri Andreas Papandreou döneminde FKÖ’ye açık destek vermiş, Atina’da bir FKÖ temsilciliği açılmıştır. Bu politika, Arap dünyasında Yunanistan’a olan güveni artırmıştır.

4.1. Enerji Jeopolitiği ve EastMed Projesi
2010’lu yıllarda Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğal gaz rezervleri, bölge ülkeleri arasında hem iş birliği fırsatları hem de çatışma risklerini doğurmuştur. Bu çerçevede Yunanistan–İsrail–GKRY üçlüsü, 2020 yılında EastMed Doğal Gaz Boru Hattı Projesi ile Avrupa’ya alternatif enerji kaynağı sağlama hedefini duyurmuştur.
EastMed hattı, jeopolitik olarak:
- Türkiye’yi bypass eden bir hat olarak kurgulanmış,
- İsrail’in Leviathan sahasındaki gazını GKRY ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaştırmayı amaçlamıştır,
- AB ve ABD tarafından da dönemsel olarak destek görmüştür.
Ancak projenin yüksek maliyeti ve bölgedeki siyasi kırılganlık, uygulanabilirliğini tartışmalı kılmıştır. 2023 sonrası ABD’nin desteğini çekmesi, Yunanistan ve İsrail’in enerji diplomasisinde alternatif senaryolara yönelmesine neden olmuştur.
4.2. Eastern Mediterranean Gas Forum (EMGF)
2019’da kurulan Doğu Akdeniz Gaz Forumu (EMGF), Yunanistan, Mısır, İsrail, İtalya, GKRY, Ürdün ve Filistin’in yer aldığı, Türkiye’nin dışlandığı bir enerji platformudur. Atina yönetimi, bu forumu:

- Bölgesel meşruiyet aracı olarak,
- Türkiye’nin Mavi Vatan doktrinine karşı bloklaşma stratejisi içinde,
- Ve aynı zamanda AB ile enerji güvenliği köprüsü kurma aracı olarak değerlendirmiştir.
EMGF, yalnızca enerji değil, bölgesel güvenlik ve siyasi uyum açısından da Atina’nın Türkiye karşıtlığını açıkça yansıtan diplomatik bir platformdur.
4.3. Türkiye Faktörü: Ortak Tehdit Algısı mı, Stratejik Kaldıraç mı?
Yunanistan’ın hem İsrail hem de bazı Arap ülkeleri ile ilişkilerinde Türkiye’nin yükselen bölgesel pozisyonu belirleyici olmuştur. 2010 sonrası dönemde:
- Türkiye–İsrail gerilimi, Atina–Tel Aviv hattını stratejik ortaklığa dönüştürmüştür.
- Türkiye’nin Mısır’la ilişkilerinin 2013 sonrası bozulması, Yunanistan–Mısır yakınlaşmasını hızlandırmıştır.
- Türkiye’nin Libya’da deniz yetki alanı anlaşması yapması (2019), Yunanistan’ın Mısır ve BAE ile askeri ve diplomatik koordinasyonunu artırmasına neden olmuştur.
Dolayısıyla Türkiye, Yunan dış politikası açısından hem bir “denge” hem de “iş birliği aracı” olarak kullanılmış; Yunanistan, Türkiye’ye karşı pozisyon alan aktörlerle çok yönlü ilişkiler geliştirmiştir.
Stratejik Açmazlar
Bu yaklaşım şunları içermektedir:
- Arap-İsrail normalleşmeleri (örneğin Abraham Anlaşmaları) karşısında Yunanistan’ın denge politikası kapsayıcı stratejiye evrilememiştir.
- Türkiye–Mısır yakınlaşmaları yeniden hız kazanırsa, Yunanistan’ın bu eksende kurduğu denge politikası zayıflayabilir.
- EastMed Projesi’nin ekonomik fizibilitesinin düşmesi, enerji diplomasisini sınırlandırabilir.
Geleceğe Dönük Senaryolar
| Senaryo | Olası Gelişme | Yunanistan’ın Konumu |
|---|---|---|
| Türkiye–Mısır-İtalya Üçgeninde Normalleşme ve Stratejik Bağ (Libya eklenebilir) | EMGF’nin yön değiştirmesi | Atina’nın bölgesel izolasyonu riski |
| ABD’nin bölgeden çekilme eğilimi | Çok taraflı ittifakların zayıflaması | Yunanistan’ın AB içi diplomasiye yönelmesi (Askeri ve Güvenlik) |
| Enerji piyasasında yeşil dönüşüm | Doğu Akdeniz gazının stratejik önemi azalır | Yunanistan’ın “enerji hub” iddiası zayıflar |
SONUÇ
Yunanistan, son on yılda İsrail ve Arap ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler üzerinden Doğu Akdeniz’de çok yönlü bir dış politika mimarisi kurmayı başarmıştır. Ancak bu mimarinin sürdürülebilirliği, bölgesel dengelere ve özellikle Türkiye’nin diplomatik hamlelerine doğrudan bağlıdır.
İsrail ile geliştirilen askeri ve enerji temelli ortaklık, Yunanistan için kısa vadede stratejik kazançlar sağlamış görünse de, Arap dünyasıyla olan geleneksel bağların tek taraflı diplomasiyle korunamayacağı, özellikle son dönemdeki Arap–İsrail yakınlaşmaları ile daha da belirginleşmiştir.
Yunanistan’ın önündeki temel soru şudur:
“Çok taraflılık mı derinlik mi?”
Bu sorunun yanıtı, Atina’nın gelecekteki bölgesel rolünü ve Türkiye ile olan stratejik rekabetinin çerçevesini belirleyecektir.
