Kostidis, Kataras ve Grigoriadis yarın gayri resmi bir şekilde Athos Dağı’nı ziyaret

Bilgilere göre Kostidis, Kataras ve Grigoriadis yarın gayri resmi bir şekilde Athos Dağı’nı ziyaret edecekler. Orada komutanlık görevi artık emekli Korgeneral ve Kara Kuvvetleri eski Komutanı Alkyviadis Stefanis tarafından yürütülmektedir. Gelen bilgilerde Genelkurmay Başkanı Dimitris Choupis’in adı geçmiyor; oysa özellikle bu günlerde Athos Dağı’nın sunduğu ruhsal huzura en çok onun ihtiyacı olduğunu Yunan basınında yazılmaktadır.
Peki, bu komutanların ziyaretleri nasıl ortaya çıktı ve neden ilk kez bu kadar “gayri resmi” bir şekilde gerçekleştiriliyor?
Bariz bir nedeni olan tek kişi Kara Kuvvetleri Komutanı, çünkü bir akrabası Simonos Petra Manastırı’nda rahiptir. Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ya ruhsal güçlenme ihtiyacı hissettiler ya da başka sebeplerle bu ziyareti gerçekleştiriyorlar. Belki de Athos Dağı’nın yeni komutanı Alkyviadis Stefanis’e destek olmak için.
Yunan basınındaki bilgilere göre, Stefanis’e oldukça tehlikeli bir görev verilmiş durumda diye söz ediliyor. Bahsedilen konu, Esphigmenou Manastırı’nın boşaltılmasıyla ilgili yazılanlar ve konuşulanlar.
Gazeteci Alexandros Stefanopoulos, Militaire kanalına verdiği röportajda bu kritik meseleye detaylı bir şekilde değinmektedir.
“Athos Dağı’ndaki bir manastırın boşaltılmasına yönelik bir “operasyon” düşüncesi bile tüyler ürpertici. Böylesi bir şey daha önce hiç olmamıştı…”
Yunan basınında bazı gazetecilerin bu duruma yorumları ise şöyle:
“Komutanların Athos Dağı’nı ziyareti, bu “operasyonel planlar”a dahil oldukları şeklinde algılanılmaktadır. Bu meselelerde hiç kimsenin oyun oynayamayacağını anlamak için Tanrı’nın aydınlanmasına ihtiyaç yok. Belki hükümette bazıları buna inanıyor olabilir, ancak bizce muhalefetin yokluğunun onlara istedikleri her şeyi yapma hakkı vermediğini yakında anlayacaklardır.”
Yorum ve Akademik Bağlam:
Bu haber, Yunanistan’da askerî bürokrasinin kilise ile olan ilişkilerini gözler önüne sermektedir. Yunanistan’da kilise ve devlet arasındaki karmaşık ilişki, özellikle Athos Dağı gibi dini açıdan önemli merkezler söz konusu olduğunda derin bir tarihsel bağa dayanmaktadır. Bu ziyaretin “gayri resmi” olarak lanse edilmesi, kilise ile devlet arasındaki ince dengelerin korunduğu izlenimi yaratmakla birlikte, derin devlet yapısının dini kurumlar üzerindeki etkisini gözler önüne sermektedir.
Athos Dağı, Yunanistan’da yalnızca ruhsal değil, aynı zamanda politik ve stratejik bir öneme sahiptir. Özellikle yüksek rütbeli askerlerin ve siyasi figürlerin burada gerçekleştirdikleri ziyaretler, bir anlamda din ve devlet ilişkilerinin güçlenmesini simgeler. Ayrıca, bu ziyaretlerin siyasi ve askeri karar alma süreçlerinde etkili olduğu da tartışılmaktadır.
Yunan derin devleti kavramı, genellikle askeri ve sivil bürokrasi ile kilise arasındaki tarihsel ittifaka dayanır. Yunanistan’da kilisenin, özellikle Ortodoks Kilisesi’nin, devlet mekanizmaları üzerindeki etkisi tarihsel bir olgudur. Yunan Bağımsızlık Savaşı’ndan bu yana kilisenin hem ulusal kimliğin şekillenmesinde hem de siyasi arenada aktif bir rol oynadığı bilinmektedir. Kilise, ulusal birlik ve Yunan kimliğinin sembolü olarak kabul edilirken, derin devletin bir parçası olarak zaman zaman politik kararların içinde yer almıştır.
Özellikle Athos Dağı gibi ruhani merkezler, Yunanistan’daki milliyetçi ideolojinin dinsel temelini oluşturmuş ve devlete bağlı birçok aktörün bu bağlamda dini kurumlarla yakın ilişkiler kurmasına neden olmuştur. Athos Dağı’na yapılan bu ziyaretin, dini liderlerle stratejik bir bağ kurmayı amaçladığı ve böylece kilise-devlet ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ettiği düşünülebilmektedir.
Tarihsel bağlamda, Yunanistan’daki Ortodoks Kilisesi, özellikle 20. yüzyılın ortalarından itibaren devletin karar alma süreçlerinde aktif bir rol oynamıştır. 1967-1974 yılları arasında Yunanistan’da hüküm süren askeri cunta döneminde kilise ve ordu arasındaki ittifak daha da güçlenmiş, kilise milliyetçi ideolojinin bir parçası haline geldiği görülmektedir. Günümüzde ise bu tarihsel bağın devam ettiğini ve kilisenin hâlâ Yunanistan’ın iç ve dış politikalarında önemli bir yer tuttuğunu söylemek mümkündür.
Athos Dağı Aynaroz Manastırı

(Yunanca: Άγιον Όρος – Αγιορείτικη Μονή Αγίου Παύλου) Yunanistan’ın kuzeydoğusunda, Halkidiki Yarımadası’nda bulunan Athos Dağı’nda yer alan ünlü bir manastırdır. Aynaroz, Ortodoks Hristiyanlık inancında önemli bir yere sahip olan, özerk bir manastır topluluğunun bulunduğu bir bölgedir. Athos Dağı’nda yaklaşık 20 manastır bulunmaktadır ve Aynaroz Manastırı bunlar arasında dini önemi ve tarihi yapısıyla öne çıkar.
Athos Dağı’ndaki manastırlar, Bizans İmparatorluğu döneminden beri dini merkezler olarak varlıklarını sürdürmektedir. 10. yüzyıldan bu yana Hristiyan keşişlerin yaşadığı bu bölge, “Ortodoks dünyasının ruhani başkenti” olarak kabul edilmektedir. Aynaroz Manastırı, Ortodoks keşişler için ruhsal eğitim ve inziva yerlerinden biri olarak kullanılmaktadır.
Athos Dağı’ndaki manastır bölgesi, sadece erkeklerin girebildiği ve özerk bir statüye sahip bir yerleşimdir. Manastırda keşişler dua ve ibadetle meşgul olurken, zaman zaman siyasi ve dini liderlerin ziyaretleriyle de dikkat çekmektedir.