Τürk-Yunan ilişkileri, Yunan dış politikasında her zaman en önemli bölüm denilebilir. 1999’dan bu yana, “düşük politika” anlaşmalarının ve Güven Artırıcı Önlemlerin (GAÖ) imzalanmasıyla ilişkiler, düşük yoğunluklu ve yakınlaşma dönemine girmiştir.
Yunan ekonomik krizinin Türk-Yunan ilişkileri üzerinde olumlu ve olumsuz bir etkisi olduğu aşikardır. Bir yandan iki ülke arasında daha yakın iş birliği için gerekli koşulları yaratmış ve bu da yakınlaşma için önemli çabalara yol açmıştı. Öte yandan, iki komşu arasındaki etkileşim ülkelerin rekabet ortamını yeniden arttırmış oldu. Genel olarak, iş birliği çabaları çoğunlukla “düşük politika” sorunları alanında ve esas olarak ekonomik konularda kaldı (Dokos, 2016, s. 26). Daha esaslı ve acil bir “yüksek politika” nın uygulanması ve ortadan kaldırılması önemli ekonomik ve siyasi sonuçları olacak sorunların çözümü, Atina tarafından sistematik olarak görmezden gelinmiştir, çünkü böyle bir hareket Yunanistan’ın ulusal çıkarlarını ve amacını baltalayacaktı. Bölgedeki bölgesel güç Türkiye ise Yunanistan’ın bu çıkarlarını görerek hareket etmekten hiçbir zaman da taviz vermeyecektir.
Atina’nın revizyonist politikalar izleme ısrarı, iki komşu arasında sürdürülebilir ve dostane ilişkiler kurmanın önündeki en ciddi engeldir. Ankara, iki devletin egemenliğine ve bağımsızlığına karşılıklı saygıya dayanan tarafsız ikili ilişkileri sürdürmek için Atina’ya her daim doğru mesajı iletmekten de geri kalmamıştır. Yunanistan ile Türkiye arasında iyi bir komşuluk ilişkisi olasılığı hala muhtemeldir, ancak her daim zorlu ve çetin bir süreçtir.
Yunanlılar bu ikili ilişkilerin geliştirilmesinde olası istikşafi görüşmelerin erken olduğunu düşünmektedir. Onlara göre ilişkilerin iyiye doğru gerçekleştirilmesi için İoannis Strangas şu ifadeleri kullanmaktadır: ‘’Esas olarak Yunanistan’ın etkili bir bölgesel tazminat stratejisi geliştirme yeteneğine bağlıdır. Bu, İsrail, Mısır ve Kıbrıs ile üçlü işbirliği eksenleri yaratmaya yönelik olmalı ve bu son çabalarda gerçekleştirilmiştir.’’ (Strangas, 2018, s. 42).
Ayrıca Raptopoulos 2017’de kaleme aldığı makalesinde şu ifadelere yer vermiştir: ‘’Ayrıca, Yunanistan’ın ulusal stratejisinin gözden geçirilmesi, güç faktörlerinin optimal kullanımıyla birlikte uluslararası sistemdeki gücünü ve etkisini güçlendirebilecek yerel ve uluslararası önceliklerini yeniden tanımlayabilmelidir. Bu noktada Türkiye’nin ekonomik kriz nedeniyle Yunanistan’ın zayıflık döneminden yararlanmaya çalışmadığına dikkat çekmek önemlidir. Türkiye’nin sert gücünün- Yunanistan’ınkinin aksine- diplomasi nedeniyle sürekli arttığı genel olarak kabul ediliyor.’’ (Raptopoulos, 2017, s. 123).
Görüldüğü üzere Yunanistan esas olarak ikili ilişkilerin gerçekleşmesi adına öncelikle bölgede ittifaklar kurarak diplomatik çabalar ile Türkiye karşısında kozlarını oynama rolü içerisindedir. Ülkemiz bu gibi ittifaklara göz yummadan revizyonist Yunanistan’ın arka planda gerçekleştirmek istediği çerçeveyi doğru saptamalıdır.