Yunanistan’ın askeri basınından biri olan “Militaire.gr” da yayımlanan ““Zamların” acı gerçeği ve Savunma Bakanlığı’nın sinsi planı! Sabah programları için atılmış bir iletişim maytabı” adlı haberinde ilginç ve Yunan askerinin moralinin düşüklüğüne dair önemli bilgiler sunmaktadır. Haberin çevirisi ve analizi aşağıda sunulmaktadır. Haberin tamamı şu linktedir: https://www.militaire.gr/i-skliri-alitheia-gia-tis-ayxiseis-kai-to-dolio-schedio-toy-ypetha-epikoinoniako-pyrotechnima-gia-proinadika/

Son zamanlarda, Savunma Bakanlığı’nın ve dolayısıyla hükümetin, askerlere verdikleri önemi göstermek amacıyla güçlü başlıklarla—örneğin “sadece askerlere önemli maaş artışları”—kamuoyunu ikna etmeye yönelik yoğun bir iletişim çabası gözlemleniyor. Bu başlıklar, konu yemek tarifleri bile olsa neredeyse tüm sabah programlarının altyazılarında günlerce yer alıyor.

Bu durumun ardında ne olduğunu anlamaya çalıştık çünkü orduya karşı beslenen “samimi” niyetlerin neler olduğu artık kanıtlanmış durumda. Sonuç olarak aşağıdaki çıkarımlara ulaştık:

  • Sürekli tekrarlanan “ZAM VERİLECEK” duyurularının kendisi bile şüpheli. Gerçek bir artış niyeti varsa, açıkça ilan edilir ve hızla uygulanır. Böylece güvenilirlik oluşur. Buradaysa “böl ve yönet” taktiğine ve gerçekliğin çarpıtılmasına dayanan kurnazca bir iletişim planı izleniyor.
  • Maaş sistemi ve rütbe düzenlemesi, “tamamlanacak” denerek Ekim ayına işaret edilmiştir, “uygulanacak” değil! Bu kelime farkı da manidardır. Çünkü şu anda yürütülmekte olan Profesyonel Ordu Personeli (EPOP) alım sınavı, bakanlık danışmanlarının olumlu vaatlerine rağmen fiyasko ile sonuçlanmaktadır. Kara Kuvvetleri’nde 600, Deniz Kuvvetleri’nde 90 kişilik başvuru bile sağlanamıyor. Rakamlara ulaşmak tamamen ütopik.
  • Askerî okullarda da benzer bir başarısızlık yaşanıyor. Yönlendirilen medya organları yine “başvuru rekoru” başlıkları atacak gibi görünüyor (geçen yıl olduğu gibi), ama gerçekler eninde sonunda ortaya çıkıyor.
  • 1. YALAN: Bakanlık ve Başbakan, NİSAN 2025’te sadece askerlere “önemli zam” verileceğini söyledi. Oysa bu zam kamu sektöründeki tüm çalışanlara verilen yaklaşık 20 avro net bir artıştır.
  • 2. YALAN: Temmuz’da sadece askerlere 70 avro net bir ödeme yapılacağı iddia edildi. Ancak aynı ödeme güvenlik güçleri ve cezaevi personeline de yapılacak. Asıl mesele, askerlere bu artışın yapılabilmesi için 1500-1700 arası subayın hukuksuz şekilde emekli edilmesinin gerekmiş olmasıdır. Güvenlik güçleri içinse böyle bir personel azaltımı söz konusu değildir.
  • 3. YALAN (ve en büyüğü): “Rütbeye göre yüzde 13 ila 20 oranında artış yapılacak” denildi. Oysa bu artışlar, emekliye sevk edilen subaylardan “kalan bütçeyle” karşılanacaktır. Hükümetin bazı danışmanları, koltuklarını koruma ve bakan beğenisi kazanma adına ehil subayların görevden alınmasını savundu.
  • ASES ve ASSY kökenli yedek subaylar, açıkça işten çıkarılmış, emeklilik hakları olmasa bile sistem dışına itilmiştir. Bu kişiler hizmet ihtiyacıyla beş yıllık sözleşmelerle kalmışlardı. Bu sözleşmeler, tek taraflı olarak bozulmuştur.
  • Öngörülen maaş artışları hem vergi hem de “gizli kalan” yeni rütbe sistemi değişiklikleri nedeniyle ortadan kaybolacaktır. Rütbe atlamaları ertelenecek ve düşük maaşlı rütbelerde daha uzun süre kalınacaktır. Böylece devlet tasarruf ederken, askerler kendi zammını kendisi ödeyecektir.
  • Astsubaylar da bu oyun planının içindedir. Astsubayların subay olmasının önüne geçilerek tasarruf sağlanması önerilmektedir. Bu tür manipülasyonlar, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda askerî hiyerarşi için de ciddi tehlikeler doğurur.
  • Sonuç olarak, bu sözde maaş artışları tüm kamuoyuna büyük bir gelişme gibi sunulmakta, diğer güvenlik birimleri de “biz de isteriz” diyerek beklentiye sokulmakta, toplumda yine kutuplaşma yaratılmaktadır.

Sonuç olarak: Hükümeti ve bakanlığı, bu gidişatın ordu içinde yarattığı yıkımı fark etmeye ve kararlarını gözden geçirmeye davet ediyoruz. Aksi takdirde, durum geri dönülmez hale gelecektir.

Not 1: Nisan ve Temmuz’daki zamlar brüt 130 Euro, kesintiler sonrası en iyi ihtimalle 78 Euro net kalacaktır.
Not 2: Sendikacı gibi davranan bakanlara ve milletvekillerine sesleniyoruz: Aralık 2022’de sadece polis teşkilatına 600 Euro sınır koruma primi verildiğinde neredeydiniz?

Giriş: Kriz Zemininde Algı Operasyonu

Yukarıdaki metin, Yunanistan’da askerî personel politikalarının yalnızca iç güvenlik değil, aynı zamanda siyasal meşruiyet aracı olarak kullanıldığını açıkça gösteriyor. Hükümetin kamuoyunu tatmin etmek amacıyla, gerçekte sınırlı olan maaş düzenlemelerini “büyük artış” olarak lanse etmesi, stratejik değil, tamamen popülist bir hamledir.


2. Türkiye ile Karşılaştırmalı Perspektif

Türkiye, benzer ekonomik zorluklara rağmen, özellikle son 10 yılda milli savunma sanayisini güçlendirmiş, subay ve astsubay sistemini profesyonelleştirmiş ve orduya yönelik güveni korumayı başarmıştır. Yunanistan’da ise ordu, siyasi kampanyaların aracı haline gelmiş; personel planlaması, liyakat değil ekonomik denklemler üzerinden yapılmaya başlanmıştır.

Emeklilik hakkı dolmamış subayların sistem dışına itilmesi ve bu sayede maaş artışı “yaratma” çabası, ordu içinde moral-motivasyon kaybına ve kurumsal çöküşe yol açacaktır. Türkiye bu noktada, personelini değerli gören, bütüncül ve sürdürülebilir bir askerî yapı inşa etmiş bir ülke olarak ayrışmaktadır.


3. Hiyerarşi Krizi ve Liyakat Erozyonu

Yunanistan’daki son gelişmeler, askerî hiyerarşinin içten içe sarsıldığını ortaya koymaktadır. Astsubayların subaylığa geçiş yollarının kapatılması; sadece maddi değil, kurumsal sadakat açısından da ciddi bir kayıptır. Komuta zincirinde bu tip “kopmalar”, savaş ya da kriz durumlarında ciddi zafiyetler doğurur.

Bu durum, Yunanistan’ın NATO içinde “etkili ordu” pozisyonuna zarar verirken, Türkiye’nin eğitimli ve kurumsal gücü artan ordusu ile bölgesel askeri dengeyi lehine çevirmesi anlamına gelir.


Sonuç: “Bölge Gücü” Olmanın Gereği: Sadakat ve İstikrar

Yunanistan’daki bu tür politikalar, askerî kurumsallığı zayıflatırken, kısa vadeli iç politika kazanımları peşinde koşmanın örneğidir. Türkiye ise kendi ordusuna sadakatle bağlı, liyakat temelli bir sistemle ilerleyerek bölgesel liderlik rolünü pekiştirmektedir.

Yunanistan’ın, Türkiye’yi “tehdit” olarak göstermektense, önce kendi ordu sistemini sağlam temellere oturtması gerekir. Aksi takdirde, ne Doğu Akdeniz’de, ne Ege’de stratejik olarak ayakta kalması mümkün olmayacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir