Kıbrıs Cumhuriyeti’nin NATO’ya üyeliği meselesi, Ada’nın jeopolitik konumu ve uluslararası güvenlik dengeleri açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir. Bu süreç, NATO’nun Soğuk Savaş’tan günümüze uzanan Kıbrıs politikaları ile Ada’nın bölgesel ve küresel etkisini gözler önüne sermektedir.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşu ve NATO Bağlantısı
Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık, NATO üyesi ülkeler olarak Londra ve Zürih görüşmelerinde bir araya gelmiş ve sınırlı egemenliğe sahip bir Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamışlardır. Böylelikle Ada’nın komünist bloka kayması engellenmiş ve bu yapı, NATO’ya üye üç devletin garantörlüğü altında şekillenmiştir.
Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın 50. maddesinin 1. paragrafının (a) fıkrasında, yeni Cumhuriyet’in uluslararası ittifaklara katılamayacağı belirtilmiştir. Ancak, Yunanistan ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası örgütler ve ittifaklara katılım istisna tutulmuştur. Bu düzenleme, Ada’nın doğrudan NATO kontrolüne geçmesini sağlamış ve Doğu Akdeniz’i Batı Bloku’nun etkisi altında tutmuştur.
Etnik Çatışmalar ve NATO’nun Müdahale Çabaları
Ancak, Rum liderliğindeki EOKA terör örgütünün saldırıları sonucunda iki toplumlu Cumhuriyetin çökmesi, Türk-Yunan savaşını tetikleme riski doğurmuş ve NATO’nun güneydoğu kanadını istikrarsızlaştırmıştır. NATO, Kıbrıs’ın yeni bir “Küba Krizi”ne dönüşmemesi için yoğun çaba göstermiştir. General Lyman Lemnitzer liderliğinde hazırlanan bir plana göre, NATO, Ada’ya 10.000 kişilik bir barış gücü konuşlandırmayı ve bu gücün 1.200’ünün ABD askerlerinden oluşmasını önermiştir. Ancak bu teklif reddedilmiş ve yerine BM Barış Gücü devreye girmiştir.
Bu gelişmeler, NATO’nun Kıbrıs’a yönelik politikasının, Ada’yı Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki Batı Bloku etkisinin sürdürülmesi açısından kritik bir unsur olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.
Kıbrıs ve NATO Günümüzde
Günümüzde, Ada’daki egemen İngiliz üsleri, Fransa ve ABD’nin deniz ve hava üslerini kullanma hakkı kazanması, ABD ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında “İkili Savunma İşbirliği Yol Haritası” anlaşmasının imzalanması, ABD’nin Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunu kaldırması ve Rum askerlerinin ABD’de eğitilmesi gibi gelişmeler, Kıbrıs’ı NATO üyeliği olmaksızın fiilen NATO etkisine açık bir konuma getirmiştir.
Birleşik Krallık ve ABD, Kıbrıs’ı “batmaz bir savaş gemisi” olarak görerek, Ortadoğu’daki savaşlarda lojistik, istihbarat ve insani yardım üssü olarak kullanmaktadır. Ancak, Rum muhalefeti, İngiliz üslerini “ölüm üsleri” olarak nitelendirerek, bu üslerden kalkan uçakların silahlı saldırılarda kullanılmasını eleştirmektedir.
NATO Üyeliği ve Stratejik Hedefler
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin NATO üyeliği planının arkasında bir dizi stratejik hedef bulunmaktadır:
- Doğu Akdeniz’in NATO Egemenliği Altına Alınması: Kıbrıs’ın NATO’ya katılımıyla Doğu Akdeniz üzerindeki kontrolün pekiştirilmesi amaçlanmaktadır.
- Ortadoğu’daki Dengenin Kıbrıs Üzerinden Sağlanması: Ada, Ortadoğu’daki dengelerin NATO lehine şekillendirilmesi için bir araç olarak kullanılmaktadır.
- İsrail’e Destek ve Yakın Doğu’nun Güvenliğinin Sağlanması: NATO üyeliği, İsrail’e destek verilmesi ve Yakın Doğu’daki güvenlik sorunlarının NATO güvencesiyle çözülmesini hedeflemektedir.
- Hidrokarbon Kaynaklarının Kontrolü: Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbon kaynaklarının denetimi sağlanarak, Türkiye’nin bölgesel etkisinin zayıflatılması planlanmaktadır.
- AB ve Türkiye’nin Etkisinin Azaltılması: Türkiye’nin ve Avrupa Birliği’nin bölgede güç kaybetmesi öngörülmektedir.
- Kıbrıs Sorununun NATO Güvenlik Mimarisine Dayalı Çözümü: NATO’nun güvenlik mimarisi çerçevesinde Kıbrıs sorununa bir çözüm üretilmesi hedeflenmektedir.
Kıbrıs’ın Yeniden Birleştirilmesi ve Türkiye’nin Etkisinin Azaltılması
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin NATO üyeliği talebi, Ada’yı yeniden birleştirme ve Rumların hâkimiyetinde yeni bir devlet kurma arzusu ile bağlantılıdır. Bu kapsamda, Rum tarafı, birleşik bir Kıbrıs’la Türkiye’nin garantörlüğünün sona erdirilmesini ve Türk askerlerinin Ada’dan çekilmesini amaçlamaktadır. NATO ya da ABD’nin yeni devletin garantörü olarak konumlandırılmasıyla, Ada’daki Türk etkisinin tamamen ortadan kaldırılması hedeflenmektedir.
Kıbrıs’ın Bir Barış Adasından Savaş Adasına Dönüşmesi
Kıbrıs, barış ve huzur adası olması gerekirken, NATO üyeliği çabalarıyla çatışmaların hedefi haline gelmiştir. Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni, İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarını desteklemesi nedeniyle uyarmış ve “Kıbrıs, savaşın bir parçası olacak ve misillemelerle karşılaşacak” demiştir.
Sonuç
Kıbrıs’ın NATO üyeliği, Türkiye’nin Ada ve Doğu Akdeniz üzerindeki etkisinin sona ermesi anlamına gelmektedir. Ayrıca, Türkiye’yi güneyden kuşatma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, Kıbrıs’ın NATO’ya üyelik çabaları, Türkiye ve KKTC’nin ulusal çıkarlarıyla çelişmektedir. Türkiye’nin bu üyeliğe karşı veto hakkını kullanması beklenmektedir.