Atina Politeknik çevresindeki kalabalık, Kasım 1973.

Metapolitefsiden Syntagmaya Direniş Toplumu

1974 sonrası Yunanistan’da protesto kültürü siyasal hafıza ve kurumlara güven

Şekil 1. Atina Politeknik çevresindeki kalabalık, Kasım 1973. Fotoğraf Wikimedia Commons’ta CC BY-SA 4.0 lisansıyla yayımlanmıştır. Kaynağa erişim

Bu makale, 1974’te askeri rejimin sona ermesinden sonra Yunanistan’da gelişen protesto kültürünü “direniş toplumu” kavramı üzerinden inceler. Temel sav, sokak siyasetinin değişmez bir ulusal karakterden değil; cunta deneyimi, Politeknik hafızası, öğrenci ve sendika örgütlenmeleri, ekonomik krizler ve siyasal kurumlara yönelik güvensizliğin bileşiminden doğduğudur. 1973 Politeknik ayaklanması, 2008 gençlik isyanı ve 2011 Syntagma mobilizasyonu aynı çizginin basit halkaları değildir; farklı toplumsal aktörlerin ortak bir protesto repertuvarını yeniden yorumladığı eşiklerdir. Bu nedenle Yunanistan’daki protesto geleneği, demokratik siyasetin karşıtı değil, çoğu kez onun kurum dışındaki tamamlayıcı ve eleştirel alanı olarak ele alınmalıdır.

Demokrasiye geçişten çekişmeli yurttaşlığa

Metapolitefsi, Yunanistan’da yalnızca bir yönetim değişikliği değil, siyasal meşruiyetin yeniden kuruluşuydu. 1967–1974 askeri rejiminin çöküşüyle partiler yeniden örgütlendi, 1975 Anayasası kabul edildi ve komünist siyaset üzerindeki yasak kaldırıldı. Bu kurumsal dönüşüm, savaş sonrası dönemin dışlama mekanizmalarını önemli ölçüde zayıflattı. Bununla birlikte devlet otoritesine kuşkuyla yaklaşan, kamusal alanı sürekli müzakereye açan bir siyasal kültür de yaşamaya devam etti.

Bu tabloyu yalnızca “kurumların zayıflığı” ile açıklamak eksiktir. Protesto, demokratik kanalların yokluğuna verilen geçici bir tepki olmaktan çıkarak yurttaşlığın olağan araçlarından biri haline geldi. Seçim, parti üyeliği ve sendikal faaliyet ile yürüyüş, işgal ve grev birbirini dışlayan davranışlar değildi. Papadogiannis ve Ramos Pinto’nun Güney Avrupa karşılaştırması da demokratikleşme sonrasında toplumsal hareketlerin geri çekilmediğini, yeni katılım biçimleri ürettiğini vurgular.

Politeknik hafızası ve siyasal meşruiyet

14–17 Kasım 1973’teki Atina Politeknik işgali, cuntaya karşı direnişin en güçlü sembolüdür. Tankın kampüs kapısını kırdığı görüntü kolektif hafızaya yerleşmiş, yıllık 17 Kasım yürüyüşleri bu hafızayı kuşaklar arasında yeniden üretmiştir. Tarihsel doğruluk açısından önemli bir ayrım yapılmalıdır: Ulusal Araştırma Vakfı bünyesinde Leonidas Kallivretakis’in yürüttüğü çalışma, olaylarla bağlantılı en az 24 doğrulanmış ölümü saptar; doğrulanmış ölümlerin kampüsün içinde değil, çevredeki sokaklarda gerçekleştiğini gösterir. Bu ayrım, baskının ağırlığını azaltmaz; aksine anma kültürünün olgusal temelde kurulmasını sağlar.

Politeknik, tek bir partinin mülkiyetinde olmayan bir demokratik meşruiyet kaynağına dönüşmüştür. Sol partiler, öğrenci örgütleri, sendikalar ve daha gevşek anti-otoriter çevreler aynı sembole farklı anlamlar yükler. Üniversitelerin kolluk kuvvetleriyle ilişkisi ve akademik özerklik tartışmalarının yüksek sembolik değeri de bu tarihsel deneyimle bağlantılıdır. Dolayısıyla Politeknik hafızası, geçmişi anmaktan çok, devlet gücünün sınırları hakkında güncel bir tartışma üretir.

TarihAnalitik anlam
1973Politeknik işgali otoriterliğe karşı kurucu bir demokratik sembole dönüştü.
1974Metapolitefsi ile demokratik rejim yeniden kuruldu ve siyasal alan genişledi.
2008Alexandros Grigoropoulos’un öldürülmesi gençlik öfkesini ülke çapında görünür kıldı.
2010–2011Kemer sıkma karşıtı eylemler protestoyu daha geniş toplumsal kesimlere taşıdı.

2008 ve kriz yıllarında sokağın genişlemesi

6 Aralık 2008’de 15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos’un bir polis tarafından öldürülmesi, özellikle gençler arasında birikmiş öfkeyi ülke çapında açığa çıkardı. Eylemler ekonomik kurtarma programlarından önce başladığı için 2008’i yalnızca borç krizinin sonucu saymak mümkün değildir. Polis şiddeti, kuşaklar arası eşitsizlik, güvencesiz çalışma ve siyasal temsil sorunu daha erken bir toplumsal kırılmaya işaret ediyordu. Araştırmalar genç Yunanların protestoyu hem demokratik hak hem de toplumsal düzeni bozabilecek çatışmalı bir pratik olarak algıladığını gösterir; bu ikilik, protestonun toplumdaki merkezi fakat tartışmalı konumunu açıklar.

2009’dan sonra borç krizinin derinleşmesi, protestonun toplumsal tabanını büyüttü. Ücretliler, emekliler, kamu çalışanları, küçük işletme sahipleri ve işsizler aynı politika paketlerinin farklı sonuçlarıyla karşılaştı. 2011’de Syntagma Meydanı’nda ortaya çıkan Aganaktismenoi hareketi, yerleşik parti kimliklerini aşan fakat ideolojik bakımdan homojen olmayan bir buluşma alanıydı. Meydanda parlamenter sola yakın gruplar, milliyetçi söylemler taşıyan katılımcılar, sendikal ağlar ve partisiz yurttaşlar yan yana bulunabildi.

Bu genişleme, şiddetin de protestoyla eş anlamlı olduğu anlamına gelmez. 5 Mayıs 2010’daki Marfin Bankası kundaklamasında üç çalışanın ölmesi, kitlesel muhalefet içinde güçlü bir meşruiyet tartışması yarattı. Demokratik gösteri, mülke zarar verme ve sivilleri hedef alan siyasal şiddet analitik olarak ayrılmalıdır. Sokaktaki kalabalığın bütünü küçük, kapalı ve şiddet yanlısı gruplarla özdeşleştirilemez.

Direniş toplumu kavramının açıklayıcılığı ve sınırları

“Direniş toplumu” kavramı, Yunanların doğuştan protestocu olduğu yönünde özcü bir yargı değildir. Kavram, tarihsel olarak öğrenilmiş bir siyasal repertuvarı anlatır: işgal, yürüyüş, genel grev, meydan toplantısı, slogan ve sembolik anma. Bu repertuvarın gücü, otoriter geçmişin hafızasıyla örgütlü solun, sendikaların, öğrenci ağlarının ve yerel dayanışma biçimlerinin kesişmesinden gelir. Douzinas’ın 2008 ve 2011’i bir direniş dizisi içinde okuması, kurumların dışında oluşan siyasal özneleşmeye dikkat çeker; yine de iki mobilizasyonun toplumsal bileşimi ve hedefleri aynı değildir.

Kurumlara güven ile protesto arasındaki bağ da tek yönlü değildir. Haziran 2023 parlamento seçiminde katılımın yüzde 53,74’e gerilemesi, 1974’teki yüzde 79,53 düzeyine kıyasla belirgin bir düşüştür. Fakat bu fark tek başına “siyasetten kopuş” kanıtı sayılamaz; seçmen kütükleri, zorunlu oy kuralının fiilî uygulanmaması, ardışık seçimler ve dönemsel rekabet gibi etkenler hesaba katılmalıdır. Daha ihtiyatlı yorum, kurumsal ve kurum dışı katılım biçimlerinin farklı ritimlerde değiştiğidir.

Sonuç

1974 sonrası Yunanistan’da sokak siyaseti demokrasinin alternatifi olarak değil, demokratik düzenin sınırlarının sürekli sınandığı bir alan olarak gelişmiştir. Politeknik’in kurucu hafızası, 2008’in kuşaksal öfkesi ve Syntagma’nın kriz karşıtı çoğulluğu birbirine indirgenemez; ancak hepsi kamusal itirazın meşru bir yurttaşlık dili olarak kalıcılığını gösterir. Bu nedenle Yunan toplumunu anlamak için yalnızca seçim sonuçlarına değil, hangi grupların hangi koşullarda sokağa çıktığına, hangi sembolleri kullandığına ve şiddetle arasına nasıl sınır koyduğuna bakmak gerekir. “Direniş toplumu” ancak bu tarihsel, çoğul ve eleştirel anlamıyla açıklayıcıdır.

Kaynakça

Douzinas, C. (2013). Philosophy and Resistance in the Crisis: Greece and the Future of Europe. Polity. Bağlantı

Kallivretakis, L. (2011). Polytechneio ’73: To zitima ton thymaton: Nekroi kai travmaties. Ulusal Helenik Araştırma Vakfı. Bağlantı

Kornetis, K. (2013). Children of the Dictatorship: Student Resistance, Cultural Politics and the “Long 1960s” in Greece. Berghahn Books. Bağlantı

Papadogiannis, N., & Ramos Pinto, P. (2023). Social change, protest and participation in Greece, Portugal and Spain. Mélanges de la Casa de Velázquez, 53(1). Bağlantı

Rüdig, W., & Karyotis, G. (2014). Who Protests in Greece? Mass Opposition to Austerity. British Journal of Political Science, 44(3), 487–513. Bağlantı

Vlazakis, A., Baka, A., & Figgou, L. (2022). Young Greeks’ Social Representation of Protest: Dialogical Structure and Ideological Function. International Review of Social Psychology, 35(1), 8. Bağlantı

Yunanistan İçişleri Bakanlığı. (2023). Parlamento seçim sonuçları, Haziran 2023. Bağlantı

Görsel kaynağı

Athens Polytechnic 1973. CC BY-SA 4.0. Wikimedia Commons